İstanbul’da AB desteğiyle arabuluculuk ve tahkim semineri

Arabuluculuk ile tahkimi ortak bir modelde buluşturan Med-Arb (Mediation-Arbitration) alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi İstanbul’da düzenlenen seminerde masaya yatırıldı. Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi tarafından “Türkiye’de Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yollarının Geliştirilmesi” başlığıyla hayata geçirilen proje kapsamında düzenlenen seminerde, İstanbul Tahkim Merkezi’nin (ISTAC) arabuluculuk merkezleri ile iş birliğine dayanan Med-Arb Projesi ana gündem maddesiydi.

ISTAC Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ziya Akıncı, “Bu uygulama ile hem arabuluculuğun hem tahkimin iyi yönlerini birleştirip meczetmiş oluyoruz. İş dünyasında sözleşmelere konulacak arabulucu ve tahkim şartı Med-Arb modelinin avantajlarından yararlanmanın yolunu açar” mesajını verdi.

20-21 Haziran’da hukuk ve tahkim dünyasını buluşturan 2 günlük seminerin açılışında konuşan Avrupa Konseyi Proje Koordinatörü Sergey Dikman, ”Türkiye’de Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yollarının Geliştirilmesi” projesinin önemini vurguladı. Dikman “Arabuluculuk ve tahkim kavramlarının geliştirilmesi, yaygınlaştırılması için çalışıyoruz” dedi.

“Arabuluculuk Türkiye’de önemli bir noktaya geldi”

ISTAC Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ziya Akıncı da açılış konuşmasında ve ardından yaptığı sunumda, tahkimin ve “Med-Arb”ın avantajlarını şöyle anlattı: “Günümüzde teknolojinin, iletişimin, ulaşımın geldiği noktayı dikkate aldığımızda iş insanlarının, hukukçuların bizlerden beklentileri git gide yükseliyor. En başta uyuşmazlıklarının adil bir şekilde, makul bir süre içerisinde çözümlenmesini bekliyorlar. Dolayısıyla teknolojide baş döndürücü hızda gelişmeler yaşadığımız bir dönemde, bir uyuşmazlıkta kimin haklı olduğunun belirlenmesinin senelerce sürmesi artık kabul edilebilir bir durum olmaktan çıktı. Tabii bunu söylerken mahkemelerimize, hakimlerimize herhangi bir kusur itham etmiyoruz. Mahkemelere, Yargıtay’a gittiğimiz zaman tavana kadar yükselen dosyaları görüyoruz, büyük bir fedakarlıkla onların bu uyuşmazlıkları bir an önce bitirmek için gayret ettiklerini biliyoruz. Ama bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bu başka bir ihtiyacı karşımıza çıkarıyor; bu uyuşmazlıkların mahkeme dışında alternatif yollarla çözümlenmesi ve böylece yargı sistemimize bu anlamda destek olmak…

Alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından biri olan arabuluculuk Türkiye’de çok güzel bir noktaya geldi. Dünyada arabuluculuğun pratik edildiği önde gelen ülkelerden bir tanesi oluyoruz. Biz İstanbul Tahkim Merkezi olarak arabulucularla çok yoğun bir iş birliği içerisindeyiz. Ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuğun olması, arabulucu ve tahkim kavramlarını birbirlerine yaklaştırdı ve bu durum iş insanlarına, avukatlara çok önemli fırsatlar sunuyor. Ama biliyoruz ki ticari uyuşmazlıklarda arabulucuların işi her zaman o kadar kolay değil… Arabulucu ne kadar gayret etse de yine de bazen uzlaşma sağlanamıyor. İşte bu noktada tahkimin taraflara sunduğu avantajların kullanılması mümkün. İş dünyasında sözleşmelere hem arabulucu hem tahkim şartı konulması bu süreçleri daha da kolaylaştırıyor. Bu sayede ISTAC’da uyuşmazlıkların çözümünde son derece süratli, uzman yargı süreçleriyle son derece etkin, mahkemelere göre daha ekonomik ve hesaplı bir çözüm yoluna ulaşılabiliyor.”

Cumhurbaşkanlığı İdari işler Başkanlığı Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Eda Manav Özdemir ise, arabuluculuk ve tahkim gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yolları konusunda özellikle kamu kurumlarında farkındalık yaratmak amacıyla çalışmalar yaptıklarını vurguladı. Özdemir, seminerde “Tahkim Sözleşmelerinin Geçerliliği” konulu sunum yaparken, sözleşmelerin temel geçerlilik kriterlerini değerlendirdi.

Basamaklı uyuşmazlık çözümü: Med-Arb

İstanbul Tahkim Merkezi Genel Sekreteri Av. Yasin Ekmen ise “ISTAC Kuralları Uyarınca Basamaklı Uyuşmazlık Çözümü” konulu sunumunda ISTAC’ın Med-Arb Projesi kapsamındaki çalışmalarını anlattı. Ekmen şunları söyledi:
“Med-Arb birbirinden farklı iki uyuşmazlık çözümünün entegre olduğu bir basamak ya da çok aşamalı uyuşmazlık çözüm yöntemi. Özellikle büyük inşaat projelerinde bu tür çok aşamalı uyuşmazlık çözüm modelleri tercih ediliyor. Önce dostane müzakere, sonra arabuluculuk, daha sonra uyuşmazlık çözüm kurulu ve en son tahkim gibi 4 aşamaya çıkabilen uyuşmazlık çözüm basamakları uygulanabiliyor. Med-Arb’ın esnek oluşundan dolayı taraflar uyuşmazlıklarının nasıl çözümleneceğine doğrudan müdahil olabiliyor. Arabuluculara giden binlerce dosyadan sadece yüzde 1-2’sinin çözümsüzlük halinde tahkime gelmesi demek ülkemizde tahkim kültürünün oluşması anlamında ciddi yollar kat edeceğimizin garantisidir. Eğer tahkim kültürü oturmuşsa ve iç tahkiminiz kuvvetli ise ülkenizin tahkim merkezi uluslararası kullanıcılar tarafından rahatlıkla tercih edilecektir.”

Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Candan Yasan Tepetaş seminerde “Mer-Arb Sözleşmelerinin Hazırlanması” üzerine sunum yaparken, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Eda Giray “Uyuşmazlıkların Arabuluculukta Çözümü”nü değerlendirdi. Av. Alper Bulur “Arabulucuların Anlaşamayan Taraflara Tahkimi Önermesi ve Tahkim Anlaşmasının Hazırlanması” konusunda bilgi verdi. Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürlüğü Raportörü Muhammet Üzeyir Karabıyık, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Serkan Yıkarbaba, Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Serhat Eskiyörük, Av. Okan Demirkan, Av. Yüksel Okyay Evren, Av. Serkan Çatalpınar da seminerin konuşmacıları arasındaydı.

Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Eda Manav Özdemir, Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanı Çağdaş Özer, İbn Haldun Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Yeşilırmak ve İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Cem Budak’ın oturum başkanlıkları ile gerçekleşen seminerin ikinci günü ise atölye çalışmalarına ayrıldı. “Türkiye’de Alternatif Uyuşmazlık Yollarının Geliştirilmesi” projesi Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi tarafından finanse edilirken, ana yararlanıcı konumundaki Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ve Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü iş birliği ile Avrupa Konseyi tarafından hayata geçiriliyor.